banner

21 Ekim 2015 Çarşamba

Animasyon Senaryosunun Diğer Senaryolardan Farkı Var mı?


Bloğu açtığımdan beri “Animasyon senaryosunun diğer senaryolardan farkı var mı?” sorusuyla karşılaştım en çok. Bununla ilgili bir yazı yazmak da farz oldu.
Animasyon senaryosu, yazılış biçimi olarak diğer senaryo formatlarıyla aynı yazılıyor. Tüm dünyada da bu format kullanılıyor: Amerikan tarzı. Türkçe bir Celtx programını indirirseniz internetten ücretsiz, çok daha kolay ilerlersiniz. Ya da Final Draft senaryo programını da kullanabilirsiniz.  



     Her ne kadar yazılış biçimi diğer senaryolarla aynı olsa da animasyon senaryosu yazarken animasyonu bilmeniz önemli. Örneğin bütçeniz düşük, ekibiniz küçükse iki karakterli ve tek mekânlı bir hikâye kurgulamanız gerekebilir. Ya da süreniz azsa... Çünkü animasyon hem maliyetli hem de uzun sürede ortaya çıkan bir iş. Yani yazarken animasyon işinin dinamiklerini bilmeniz sizin için çok büyük bir artı olur. İyi bir animasyon senaristi de burada ortaya çıkar. Aksi takdirde hikâyeniz sürekli değişir, senaryoya müdahale edilir.
Ayrıca çalıştığınız ekibe göre hareketleri ya da olayları daha detaylı yazabilirsiniz. Bu konuda animasyonda iki görüş var. Bir görüş, senaryonun daha detaylı yazılması. Buna kamera açıları da dâhil. Bu görüşe göre eğer senaryo daha detaylı yazılırsa storyboard daha düzgün çıkar ve daha sonra çıkabilecek sorunlar en başından engellenmiş olur.
Diğer görüş de çok detay yazılmaması. Böylece storyboard sanatçısı da (Daha çok “story artist” dediğimiz sanatçı) senaryoya rahatlıkla katkı sağlar ve görsel detaylarla hikâyeyi zenginleştirir. Çok detaylı yazılmasının dezavantajlı olduğu da söyleniyor. Yönetmen tarafından gereksiz sahneler çıkarılabiliyor. Bu durumda storyboard sanatçısı ekstra sahneler çizmiş ve zaman kaybetmiş oluyor. Ayrıca senaryodaki yoğun aksiyonlar ve detayların çizilmesi, modellenmesi ve canlandırması da uzun sürmekte. Örneğin senarist, bir ağaçta 10 kuş olduğundan söz ediyorsa ve bunu beyaz güvercinler, saksağanlar, blue macaw’lar gibi detaylandırıyorsa modellenecek ve canlandırılacak bir sürü karakter ortaya çıkar. Ya da karışık arka plan ve detaylı mekânlar kurgularsa tasarlanacak ve modellenecek bir sürü nesne olacaktır. Bu durum düşük bütçeli bir proje ve sayıca az olan bir ekip için can sıkıcı olabilir. Dolayısıyla yapmanız gereken storyboard sanatçısının ve yönetmenin sizden nasıl bir senaryo istediğini öğrenmek. Ben genelde işin başında storyboard sanatçısı ve yönetmenle bunu konuşuyorum. Özellikle TV animasyonlarında senaryo yazarken sahne başına 2 karakter ortalamasını tutturmanız istenebilir. Sahne başına ne kadar fazla karakter düşüyorsa her bir karakterin animasyonu için o kadar az zaman harcanıyor. Bu da hızlı, ucuz ve kötü bir animasyona yol açıyor. Üstelik kişilik özelliklerini gösteren bir animasyon da yapılamıyor.


Animasyon senaristi Jeffrey Scott, How to Write For Animation kitabında animasyon senaristliği konusunda şu sözleri dile getiriyor: “Çizgi film yazarının animasyonu ve animasyon yapım süreçlerini bilmesi çok önemli. Çünkü senaryonun yönetmenin, storyboardçu ve animatörün zihninde nasıl şekilleneceği ya da onların elinde nasıl bir şeye dönüşeceğini kestirebilir. Bence senarist, senaryonun nasıl şekil değiştireceğini anlayabilirse iyi bir senaryo ortaya koyabilir. Bu noktada senaristin yönetmenle ve storyboard sanatçısıyla olan iletişimi çok önemlidir. Öncelikle bütçesini iyi bilmeniz ve anlamanız gerekir. Yazar olarak hem teknik hem de mali açıdan üretilebilecek bir senaryo yazma sorumluluğumuz vardır. Senaryonuzdaki birçok sahne değiştiriliyorsa çizim altyapısına ihtiyacınız var demektir, yoksa bütçenin üstüne çıkabilirsiniz. Aynı şekilde hikâyenize çok fazla karakter koyarsanız iyice bütçeyi aşmış olursunuz. Üretilemeyen iyi bir senaryo, iyi bir çizgi film senaryosu değildir.” 

Tabii bu anlattığım sadece teknik kısım, animasyon senaryosu içerik olarak da farklılık gösteriyor. Özellikle çocuklara yönelik animasyon senaryosu… Bununla ilgili blogtaki şu yazılarıma bakabilirsiniz: 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder